Göğün Böğrüne Böğrüne
Nazarıma değmez dedim de, öyle yok saydım. Cemaatin ardından selalar okunurdu, hoparlörlere nişanlar alırdım, nişanlar atardım. Şehre leş kargaları, akbabalar üşüşürdü, mezarlara nutuklar atar kaçardım ben.
Bir infilak sürüsü koşuştururdu beynime, olan biteni dışta sananlardan olmak varmış serde. Yazgıma allıklar sürer, makyajlar yapıp mezatlara götürür pazarlardım. Birileri burun kıvırır diye ödüm kopardı, terziler çuvaldızını bana batırırsın diye dualar ederdim. Canımın yankısını bastırmak için başkalarının feryadına figanlar tutardım, duvarlar yankıları emerdi, kanına dokunurdum, yazgına bulaşırdım, kırmızıya çalar da alt ederdim seni.
Tutar kendime ödevler çıkarır, yerine getiremeyince başkalarına kızardım. Yola koyulur, küsecek birilerine bakınır, doğru bir yol görünce sıkılır patikalara vururdum kendimi. Patikalara akşam inerdi, ayak seslerim karanlığa batar birilerinin canına tak ederdim. Hayata tutunanlara inat, peşim sıra sürüklerdim onu, emirler yağdırırdım, emirler yağardı gökten. Kudretime iman etmeyecek halde, ellerimi açar, uzaklarda birilerinin aczine aminler ederdim, ettiğimi başkaları bulurdu.
Betonlar dökerdim ciğerime, yüreğime. Birilerinin yüreğine iner, ödlerine kopardım. Dünyayı bir bütüne hapseder de kulaçlarımı maviye boyardım. Boyum kadar çocuklar okula giderdi, okullar biter de, ödevleri hiçbir zaman vaktinde bitiremezdim. Susardım ve suskunluğum betonların yüreğine su serperdi, sessizlik gelinlikler giyer karanlıkların koynuna girerdi, bir öksürük sesi bozardı kızgınlığımı.
Kanatlarım ağırlaştıkça ufka ramaklarım kalırdı, ha vardım ha varacağım derken, bir sancı tutardı pusuları. Bu manasız devinime devrimler para etmezdi, bilirdim de kimsenin umutlarına karalar çalacak değildim. Herkes beklediği kadar kaybetmişti, sabredenlere sabrettiklerinin ötesi haramlar, günahlar… Cennetleri parsellemiş günaha batmış insanlar.
Haritadan çiçeği burnunda ülkeler eklerdim koleksiyonuma, mektuplara topraklar yazardım, çelik zarflara katlar koyardım anları. Zarfları posta kutularına atar kaçardım, tüm adreslere eş zamanlı… Birilerini kıskıvrak yakalar, çırpınışlarına boş boş bakardım, ne demek istediğimi herkes acısınca anlardı.
Putlarımı dikerdim meydanlara, şehrin gözüne sokardım cesetlerimi cesaretle. Birileri hınçlarını kuşanır da meydanlara koşardı. İçlerini kemiren şeytanları asarlardı boynuma, sonra aynaları ardıma… Gülerdim, kimden nefret ettiklerini öğretirdim onlara, sınavlarda sorardım, akılları hala bir arşın havada.
Çıkar temiz havalar alırdım kendime, dünyayı küçültür gözümde, yükseklerden aşağıya bakışlar atar atar, kaçardım göğün böğrüne böğrüne…
Ali Akçakaya
