Göğün Böğrüne Böğrüne
Nazarıma değmez dedim de, öyle yok saydım. Cemaatin ardından selalar okunurdu, hoparlörlere nişanlar alırdım, nişanlar atardım. Şehre leş kargaları, akbabalar üşüşürdü, mezarlara nutuklar atar kaçardım ben. Bir infilak sürüsü koşuştururdu beynime, olan biteni dışta sananlardan olmak varmış serde. Yazgıma allıklar sürer, makyajlar yapıp mezatlara götürür pazarlardım. Birileri burun kıvırır diye ödüm kopardı, terziler çuvaldızını bana […]
