Ali Akçakaya
  • anasayfa
  • Kül
  • tez çalışmam
  • iletiş – contact
  • Click to open the search input fieldClick to open the search input fieldAra
  • MenuMenu

Archiv für die Kategorie: Seçme Denemeler

Buradasınız:Anasayfa1/Edebiyat Seçkisi2/Seçme Denemeler

Enis Batur – Abdal Düşü

27 Ekim 2013/in Edebiyat Seçkisi, Seçme Denemeler/tarafından Ali Akcakaya

Abdal Düşü kitabından

Sabah bir muştu gibi iniyor odama. Bu mevsimde otelin tek müşterisi benim. kahvaltımı önüme getiren yaşlı kadın bir kere geldiğim yeri sordu ve gerçekten bilmediğimi anlayarak sustu. Gece geç saat döndüğümde uyukluyor bekçi. Kapısı kilitli değil odamın, çalınacak birşey yok çantamda, yatağıma uzandığımda yanlızca tungsten telin titreşimini duyuyorum, bu limanda benden başka kendisine yolcu çıkmış kimse yoktur.

Bunları söylüyorum sessizliğimi bozmadan. nicedir bir içkonuşmanın yekpare akışında tamamlanıyor günüm. Sözlerim ateşli bir hastalığın yarattığı sabuklamaları çağrıştırabilir, paylaşamam onları gece vakti bir başına bar taburesine tünemiş, uzak rıhtımlardan gelme, dilimi bilmeyen sarhoş gemicilerle bile, ama olsun, eksikliğini duymuyorum bunun, konuşmanın faydasını görmedim. Dikkatle dinleyecek olsa bir bilge kişi dediklerimi, şüphem yok susturur beni, parmağımı ağzıma koyarak, Tut bunları içinde, anladığın, gördüğün sende kilitli kalsın,almaya yatkın biriyle karşılaşamazsın.

ZAVALLILIK

14 Ekim 2013/in Düşünce Yazıları, Seçme Denemeler/tarafından Ali Akcakaya

yaptığınız işin değerli ve önemli olduğunu ispatlamak için diğerlerini karalamanız gerekiyorsa

her savaşın bir tarafı da sizseniz

ve o cephede hep iyiler varsa normal olarak!

yeniye karşı bitmez tükenmez kin güdüyor

eskiye de gönlünüz razı olmuyorsa

tanımadığınız insanların ölüm fermanını imzalamakta fazla tereddüt etmiyor

ve onların size benzeyerek doğru yolu bulacaklarını düşünüyorsanız

sorunları çözmek için çoğu zaman beyninize değil de kalbinize danışıyorsanız

yani anlamadan iman etmek zorundaysanız bir anlamda

yargılıyor ama mahkum edemiyorsanız

güçsüz olduğunuz zaman yerdiğiniz güç odağını, elde ettiğiniz anda zalimleşiyorsanız

Bu demek oluyor ki siz de ZAVALLISINIZ

ALİ AKÇAKAYA

uyku öncesini

28 Ekim 2012/in Seçme Denemeler/tarafından Ali Akcakaya

Eski bir binayı düşün, ahşap merdivenli, salaş ve yorgun bir odayı. Yıpranmış ve yer yer delinmiş bir çarşafı, kirden kararmış bir perdeyi… Buğunun camda sanatsal figürler bırakarak, doğal bir sanat eseri haline dönüşmesini, camın önündeki yatağına uzanmış ve dilini bilmediği Calle Dela Magdalena Caddesini dikizleyen o adamı, gecenin bir yarısını ve korna sesleri ile iç içe kulağı okşayan kadın sesini… Uzağı düşün, insanın kendisine mahkum olduğunu.

Ötesine geçmenin anlamsızlığını ve çaresizliğini. Sabaha uzanan yabancı bir geceyi, sınırları düşün, terk edilmişcesine bir sessizliğe gömülmüş olan kıyı kentlerini. Yolu, yabancılığı ve de yoksulluğu elbette… İçlenmenin çağa ait olmadığını da, ağlayan insanların tedavi edildiği bir dünyayı, insanın yine de tahammül etmek zorunda oluşunu, herşeye rağmenleri, o eskimiş görüntüyü, perdeyi ve manzarayı. Bırakıp gitmeleri, sessizce dönmeleri, usul usul rayına giren yaşamları. Mimikleri pörsüyen kadınları, ıslak havluları, ilk doğum günü pastanı, çingeneleri ve bölüşülen yoksunlukları.

Kaçtıkça daha da kıskıvrak yakalanma ihtimalinin artığını belki de…

Ali Akçakaya

Palamutbükü

08 Haziran 2012/in Seçme Denemeler/tarafından Ali Akcakaya

Zor ve sıkıcı blr haftanın sonunda kalabalıktan ve keşmekeşten kaçmak için aklıma gelen ilk yer oldu Palamutbükü. Beş yıldızlı otellerin ve yapay eğlencelerin uzağında bir yer burası. Küçük pansiyonlar ve apartlar var sadece. Her şeyin doğal olduğu kahvaltı sofraları ve akdenizin hafif dalgaları… Ayaklarımın altınta ezilen küçük kıyı taşları ve berraklık, belki de bunlardan da önemlisi uzak olmak herşeyden. İçinde debelendiğimiz ve hayatta kalmak için çırpındıkça daha da bir yorgun düştüğümüz kentlere ve oradaki yaşamımıza dışarıdan bakabimek, durup düşünmek yani yaşadığımızı.

Datça’dan bindiğim köy minibüsünde iki büklüm olmuş yaşlı nenelerin suratlarındaki tebessümü görmenizi isterdim. Buralara yerleştiğini düşündüğüm, ki öyle bir izlenim verdiler bana, Avrupalı yaşlı teyzeler ve amcaların köylülerle nasıl kaynaştıklarını da… Ama bizim gibi yirmili yaşlarda kimse yok buralarda, sanırım onlar da kentlerle cebelleşiyorlar benim gibi.

Sesini karşısındakine duyurmak için bağırmak zorunda olanlar, iki gün sonra oradayım. Telaşlarınızdan bana da ayırın…

Ali Akçakaya

Bergen

28 Temmuz 2011/in Seçme Denemeler/tarafından Ali Akcakaya

Norveç’in Bergen şehrindeyim. İstanbul’dan hiç bu kadar uzaklaşmamıştım. Bir dağın tepesine tırmandım ve Okyanusa uzanan bu şehre tepeden bakıyorum. Yol insana çok şey öğretiyor, zamanım olsaydı da yazsaydım ama yollar bitmiyor, biz varmak için yıpratsak da kendimizi nafile.

Buradan Osla’ya gideceğim. Sonra mı? Sonrasını ben de pek bilmiyorum. İyiliğe dair olan herşey sizinle olsun…

Seite 11 von 12«‹9101112›

Kategoriler

  • Düşünce Yazıları
  • Edebiyat Seçkisi
  • Fotoğraflar
  • Seçme Bilimsel Yazılar
  • Seçme Denemeler
  • Seçme Öyküler
  • Seçme Şiirler
  • Video Klipler

Etiketler

Abdülkadir YelerAli AkçakayaanlamAsaf Halet ÇelebiAtilla İlhanBehçet AysanCahit ZarifoğluCaner TaslamanCan YücelCelal SılayCemal SüreyaE. A. RauterEdip CanseverEnis BaturErci HofferErdem BeyazıtErgin GünçeFarid FarjadGazetecilikJ.L.Servan SchreiberJohn TomlinsonKaos TeorisiLevniMehmet AkifMevlanaMurat MenteşNazım HikmetNecip Fazıl KısakürekNeyzen TeyfikOktay RifatOlcay YazıcıOnat KutlarPablo NerudaRainer Maria RilkeRudyard KiplingSavina YannatouTamer SağırTimbalandZiyad Mararİlhan Berkİsmail Tokalatİsmail Uyaroğluİsmet ÖzelŞeyh GalipŞükrü Erbaş
:: Ali Akçakaya
  • Link to Rss this site
  • anasayfa
  • Kül
  • tez çalışmam
  • iletiş – contact
Scroll to top