Ali Akçakaya
  • anasayfa
  • Kül
  • tez çalışmam
  • iletiş – contact
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menü Menü

Archiv für die Kategorie: Seçme Denemeler

Buradasınız: Anasayfa1 / Edebiyat Seçkisi2 / Seçme Denemeler

Aynaların diline acı biberler sürenler

03 Temmuz 2023/in Edebiyat Seçkisi, Seçme Denemeler/tarafından Ali Akcakaya

Ne değişti ki, her şey aynı, olması gerektiği gibi, yaşananda yalın bir hakikat gizli. Roller, oyunlar ve senaryolar, tam zamanında sahnesini alıp iyi kötü rolünü ifâ edenler, değil ki ötesi. Suçlusunu aramak ve bulmak neyi değiştirir ki, suçlu da senaryonun kurbanı. Kurbanlar kime ki?

Bir yerlere ulaşmak için çok şeye sahip olduğunu unutunca üzerine çöken o ağırlık var ya, seni sen yapan şeye bir hayli uzak yerde. Yolun sonunda kesişen yalanlar, o yalın hakikati yüzüne vuracaklar, sen öyle san, kaybetmedim ki. Sen kazandın diyelim de, peki neyi? Kazandınsa uğruna neyi kaybettiğinin muhasebesini yapma bari, neticeye anlamlar yükle, hayra yor. Var mı başka çaresi!

Yazdığın tüm hikayeler iki günlük anlamlar taşıyacak, hepsi bu. Üzüldüğün şey, uğruna vazgeçtiğin ve bir yerde vazgeçildiğin neyse işte o. Varlığına makyajlar yapacaklar, kendini bulamayacaksın, ah o yola koyulmuş vasat kalabalıklar. İlk sağanakta renkler akacak yaşların arasında. İnsan hep kaybettiğine ağlamaz, kazandığın zaferler seni yenilgiye uğratacaklar. Sahnelere davet edecekler seni, yüksek yerlere çıktıkça her şey daha da alçalacaķ, yani etrafını alçaklar saracak. Ve günü gelecek tabii, ayağın kayacak herkes gibi, alçaklarda bir yere düşüp, hiç olduğun gibi hiç olacaksın yine, eski günlerdeki gibi. Dahası yok ki, ne bekliyordun, herkes kendi yağında kavruluyor, sadece yağı çok olan biraz daha fazla yanıyor. Yanan ne ki, can mı, canan mı, ötesi mi?

Seni esir alan bu köleler var ya, en âlâ efendiden daha gaddarlar, unutma. Zayıflar zayıfları ezmekten başka çare bilmezler. Güçlüleri memnun edince dahasına erişecekleri zannı onları güdüler. O zayıfların diyarında kanun koyucular da güya zayıfların tarafında. Herkes zayıfların tarafında olsa da savaşları hep güçlüler kazanır, kalabalıklar o yüzden kaybetmeye hükümlüler ve her gün milyonlarca zayıf, yükümlülüklerini yerine getirip şükrederler. Şükredenlerden olurlar.

Sana saygısı kalmamış sevgiler taşır kalpler. Bir tereddüttür bu, arada kalmışlık, o arada yaşanır sevgiler. Savaşların ortasında yani, orada zayıfların diyarında. Kaçıp kurtulmak istedikçe etrafını sarar, içine doğar, senden ötede değiller, uzaklaşamazlar çünkü içinden gelirler. Yanı başından bile daha yakındır, kaderini yakınlarına azmettirirler, sen ihanet desen de herkes hükmünü yerine getirir, rolü öyle icab eder. Hiçbir repliğini boş geçmez, öyle yerde öyle bir laf eder ki, kendisi de inanamaz söylediğine. Pişman da olsa o söz söylenmiş, o sahne yaşanmıştır, tam da senaryoda yazıldığı gibi, ne eksik ne de fazla. Alkışlar rolünü en iyi oynayanlara…

Peki ne olur günün sonunda o yalın hakikate. Çok badireler atlatır, çok yalanlara kurban edilir, makyajlar yapılır, aynaya bakınca tanıyamaz kendini. Bu ben miyim der, ayna ona yalan söyler, aynaların diline acı biberler sürerler. Mahkemeye çıkarırlar hakikati bu hale getirenlerin faillerini. Şahitler dinlenir, dağ taş dile gelir, gökler yarılır, zembillere binilir. Yani her şey olması gerektiği yerde, olması gereken kronolojide vuku bulmuştur.

Bir oldu bittiye gelir yaşananlar, yaşadıkların, yaşamın yani. Öğreneceksin mutlu sonlara anlam yüklememek gerektiğini. Kazananlar da kaybedenler de kaderine ağıtlar yakarken, ocaklara kara haberler düşer. Haberi olmaz ahalinin, durup düşünecek vakit yoktur, bitmez ödevler, yükümlülükler.

Hayat bir yerde kalmaz tabii, seni savurur, ötekini boşluğa iter, yolcuları tanımaz, yolu bilir, bilinmeze hüküm giymiştir.

Herkes cehennemini cürmü kadar bir yere kendi elleriyle inşa eder.

Ali Akçakaya

Yaldızlı Hakikat

23 Haziran 2023/in Edebiyat Seçkisi, Seçme Denemeler/tarafından Ali Akcakaya

Her söz söylenmişti. Her duygunun ifadesi alınalı da bir hayli olmuştu. İyi bildiğimiz ne varsa, iyisiyle kötüsüyle geride, gerisinde yaşadığımızın. O anlar cümlelerde yer bulamaz hala gelmişti sonunda, oh ne âlâ. Her vücut ruhunu teslim edip ellerini havaya kaldırıp son bir nefes almıştı, zorla.

Sonra o cadde geldi aklıma, o ara, bir mutluluk arbedesinden kalma alnımdaki yara, biliyorum okunaklı değil, bırak kalsın okuma. Neyi kastettiğime gelince, içi boşalınca dışına yamanan mana, yunmuş yıkanmış bir leke, hadi sırası gelince, son gülüşün üst çekmecede.

Yak ışıkları, karanlığıma kan doğra. Solgun gözlerini gezdir tenimde, haramından günahlar getir, etinden aşk doğra. Bir daha gelmeyecek bir rüyanın son anından kalma bir karedeyiz de sen ona, siyahımın yanına beyazından koy. Denizlerine dalgalarım nakşolsun bırak, kıyılarına vuran parçalarımdan kendini yapboz, bir kenarda kumdan kaleler yap, bir bardak suda fırtınalar kopar, enkazlarından seslen de sesimi bastıran dalgalara adımı söv.

Beni kötü yad et içini ferah tutacaksa, dışına makyajlar yapadur, güzellik nedir ki başka. Ben en çirkin halimle gidiyorum sana, bulamayınca, bunamışcasına yoluma bakıyorum. İşimi hal yoluna koyup, kimliklerinden kendimi sıyırırken canımı da… Hadi çık pencerene, semtime çöken sislere dudakların değsin, sonra canıma. Ki burnumda, o ateşine döktüğüm okunmuş suyun şeffaf kokusu. Belki geç kaldığım bir çağın son gününde, orada, ilk buluştuğumuz yerde, yıllar da önce. Başa sarıyorum galiba, sarıp sarıp öpüyorum fatihalarla okunmuş hücrelerini.

En sevdiğim kitapların kapaklarını yaldızlarla boyuyorum, sayfalarına kokularından sürüp dualarla açıyorum buruşmuş olanını. Boş sayfalarda gezinirken içimden geçeni döküyorum yaldızlara, ağdalı koasların kasvetini atıp üzerimden, sessizliğinde buluyorum kendimi. Huzuruna geliyorum çarelerimden kurtulup. Üzerime çöken arzusunu varoluşun, bir hiç uğruna feda ediyorum. Kendimden geçiyorum sana, diz çöktüğüm toprağında buluyorum çamurumu, ona üflüyorum adını, yaktığın canımı.

Aşka geliyorum yani, ona dönüyorum olduğum yerde. Filizler veriyorum, yok olduğum yerdeymişim meğerse..

Ali Akçakaya

Yılkı Atlarının Dörtnalı

08 Mart 2023/in Edebiyat Seçkisi, Seçme Denemeler/tarafından Ali Akcakaya

Yokuşlarında, sarplarında yordun beni. Zihninin kıvrımlarında gezerken kaybettim ben kendimi. Neredeyim dediğimde, boşluklarındaydım, sesim yankıdı, duyduğun seslere sus oldun. O seslerde yankıyan neydi, anlamadın mı!

Bu bahta kırmızılar, beyazlar biriktirdim, karalar bağladın! Güzel dediğim ne varsa hayatta, hepsi aynı yüze vurdu beni. Her yokuşun sonunda beni beklediğini düşündüğüm için pes etmedim belki. Oturup soluklandım, manzaralara manalar yükledim, devam edip kaldığım yerden zoruna gittim. Kırıklarım battı eline, canın yandı, suçlusu oldum. Tuzlarımdan, buzlarımdan seslendim de sesimi gürültülerin bastırdı.

Uykularımdan uyandırdılar sabaha karşıydı, seni de uyandırdı aynı patırtı, bölük pörçük zamanlardı. Sarsan, hırpalayan, boğazımda kuruyan o tümceler, nereden başlasam da cümlenin sonundan uzaklaşsam diye düşünüp durdum. Var olmaya ne anlamlar yüklemistim de, hepsini heba ettim, ettikçe heba olmuşum. Dar zamanlara sıkıştırdılar koca cüssemi, hesaplar, sorgularda unuttum nerede, kim olduğumu. Rolümü oynarken yazdığım öykülere, ben olmaya imrenmeler, yerimi unutmuşum meğer.

Kendime gelmeye çalışırken, tüm sokaklarıma çıkmazların pusu kurmuş. Nereye dönsem sıkıştırılmış köşeler, kendimden kaçarken yanıma bir seni almışım, sesin çıkmamış. Kavgalarını uzaklara saklamışsın, hicretlerine çıkmışız, isyan ateşini yakmışsın yoldayken. Şeytanlarını bana bağlayıp taşlamışsın da için soğumamış. Hıncını al diye beklerken canım da çok yanmış, yeter demeni beklemişim, yetmemiş. Kurşunlarına dizmişsin beni, tüm katillerine işaret etmişsin de, köklerinde filiz vermişim yine. Söküp attıkça daha derine kök salmışım, söyle kim bu savaşın kazananı. Hangi mağlubiyet bu kadar tatlı!

Denize başka bakmışım ben anla, ara sokaklara, tehnalara… Yokuşlarına sabretmişim, gün gelir de düzlüklerine yakınır diye. Yılkı atlarımı dörtnala sürerim  diye. Tozunu dumanıma katarım diye.

Ömür de geçmiş böyle diye diye…

Ali Akçakaya

Ömür Dünya

24 Şubat 2023/in Edebiyat Seçkisi, Seçme Denemeler/tarafından Ali Akcakaya

Hüznüme öfkeler iliştirmişim.

Resimleri kararken gölgenin peşine düşmüşüm kimse uyandırmamış, kan ter içindeymişim de kimmişim. Haritalarımı yakarken dumanına ülkeler, diller, anılar serpilmiş, hepsinden geçmişim.

Nerelerden gelmişim de, nelerden geçmişim sana. Kente lanetin çökmüş, bahara bir şey kalmamış, piknik sepetime iki çatal bir bulut koymuşum. Ağaçların gölgesine asmışım anılarımı, iyi bir adamın kötüyle olan imtihanını… Hep bırakmışlar en iyi olduğum derslerden, inat etmişim iyisine, kapısını çalmışım, tanrısı açmış, buyur etmiş.

Olana hayırlar biçmişim, dar gelmiş kefenler ömrüme, toprağını elimle kazmışım, zeytin dalları iliştirmişim saçlarına, rengi cılız siyahına… Kavganı koymuşum yanına, ateşimi vermişim, külümü sürmüşüm alnına. Ne olmuş yani yolumdan geçtiyse yazgın, ne olmuş canımı okuyup yanlış anlamışlarsa. Koluma kanadıma muştularını bağlamışlar, uç demişler demir parmaklıkları açıp, uçtuğumu sanmışım, düşermişim meğer. Dünyanın bilmem kaçıncı günüymüş, kaç gün geçmiş üstünden, hesabını tutmaktan acizmişim.

İyi bir sabaha uyanırım diye uykulara dalmışım. Sabahı ararken mumları da hiç etmişim. Doğunun sert yokuşları güneşlerime yol vermemiş, o en uzun geceler de geçmiş sonra, ama onlar da kızgınmış sana. Dilimin dizginlerine asılmışım, sert sözcüklerimi yüreğimin balçığına banmışım. Sükutuma delilerimi davet etmiş, her kuytuya çığlıklarımı, imdatlarımı bırakıp kaçmışım.  Kimseciklerin olmadığı meskun mahallere gidip feryad etmişim kimselere. Adını anmışlar, çiçekler bırakmış banklara, duraklara, vapurların açık alanlarına.

Bir otel odası kasveti çökmüş üzerime, kadehlere buğular bırakmışım, ince ve çirkin dudaklarımın kurak izini… Birikmiş kitaplar ve iş güç arasında, kendi yasımı tutmuşum histerik kahkahalarla. Kravatlarımı ütülemişim sonra, ceketlerime mendiller iliştirmişim, kokular sürmüşüm boynuma. Ruj lekesi bulaşmış parmak uçlarını takip edip, ruhumu üflemişim vücuduna.

Çığ olmuşum çığlıklarınla büyümüşüm, dehlizlerinde yankılar bırakarak. Nehirler olmuş dökülmüşüm çorağına.

Diz kapaklarından öperken uyundırmışlar, güzel bir bahar sabahıymış, ne olsun daha.

Ali Akçakaya

O masallara karnımız aç

11 Şubat 2023/in Edebiyat Seçkisi, Seçme Denemeler/tarafından Ali Akcakaya

Korkularımla yüzleşmemiştim daha, çok erkendi. Kayıp verdiklerimi gömemedim bile, gülüşleri ellerimdeydi. Ağaçlarım kurumuş, mevsimlerim geçip gitmiş, bilemedim. Gurbetler biriktirdim solgun ve yaslı, sana ne söylesem manasızdı. Hangisinden başlayayım ki, hangi birini anlatayım sana. Pencerenin karanlığa bakan yamacına baksana, beni an sonra, büyüt zihninde, bir yerlere koy yüksekçe, bırak ve canımı yak.

Çocuklar ölüyor şimdi, az ötende, küçükler daha. Dertleri başlarından aşkın insanlar, yaşama telaşında. Var olmak bu kadar çetin değildi sanki. Bu denli yormuyordu takvimler eskiden, zaman geçiyordu bir çırpıda. Göçüklerindeyim de, ölmedim daha, sesleniyorum sesimi bastırıyorlar, omuzlarımda ağırlıklar, dünyayı sırtlamışım da kimin umrunda. Helalinden olsun diye düşen payımıza, çok hırpalandık gibi, sahi değdi mi!

Bugün o caddeden yürüdüm, o sokağa döndüm sonra, oradan geçtim, aklından geçtim bir ara, her yerde bir kavga, ben de bir parça aldım payıma, çayımı içtim, ne yana dönsem o sima, o çehre, o dilemma… Zihnin ellerimde şekiller veriyorum ona, dualar okuyorum, ağıtlar yakmıştım sana. Gökyüzüne bakarken ayağım kaydı, kanadıma takıldı dünya…

Kimsenin bilmediği mutluluklar vardır, el değmemiş, keşfedilmemiş, onlardan derdim sana. Günün arka bahçesinde salıncaklar kurdum, telaşların uzağında, renklere can verdim, hepsini sana… Bakışlarını ablukaya aldılar, nazarına dokundular dedim sana, kurşunlar döktüm, karanlıklar bağladım, sen hala anlamadın. Benim en çocuk, benim iflah olmaz yanım, sokul yamacıma.

Antlar iç, yeminler et, günahlar çıkar, tövbelerinden getir bana. Bir daha de, asla de, yok de inandır beni, kandır beni, attalara götür, masallar anlat, kabuslarından uyandır…

Ali Akçakaya

Seite 4 von 12«‹23456›»

Kategoriler

  • Düşünce Yazıları
  • Edebiyat Seçkisi
  • Fotoğraflar
  • Seçme Bilimsel Yazılar
  • Seçme Denemeler
  • Seçme Öyküler
  • Seçme Şiirler
  • Video Klipler

Etiketler

Abdülkadir Yeler Ali Akçakaya anlam Asaf Halet Çelebi Atilla İlhan Behçet Aysan Cahit Zarifoğlu Caner Taslaman Can Yücel Celal Sılay Cemal Süreya E. A. Rauter Edip Cansever Enis Batur Erci Hoffer Erdem Beyazıt Ergin Günçe Farid Farjad Gazetecilik J.L.Servan Schreiber John Tomlinson Kaos Teorisi Levni Mehmet Akif Mevlana Murat Menteş Nazım Hikmet Necip Fazıl Kısakürek Neyzen Teyfik Oktay Rifat Olcay Yazıcı Onat Kutlar Pablo Neruda Rainer Maria Rilke Rudyard Kipling Savina Yannatou Tamer Sağır Timbaland Ziyad Marar İlhan Berk İsmail Tokalat İsmail Uyaroğlu İsmet Özel Şeyh Galip Şükrü Erbaş
:: Ali Akçakaya
  • Link to Rss this site
  • anasayfa
  • Kül
  • tez çalışmam
  • iletiş – contact
Yukarı kaydır