Ali Akçakaya
  • anasayfa
  • Kül
  • tez çalışmam
  • iletiş – contact
  • Click to open the search input fieldClick to open the search input fieldAra
  • MenuMenu

Archiv für die Kategorie: Düşünce Yazıları

Buradasınız:Anasayfa1/Düşünce Yazıları

düşünce yazıları

John Tomlinson’un Kültürel Emperyalizm Kitabından

13 Haziran 2016/in Düşünce Yazıları, Seçme Bilimsel Yazılar/tarafından Ali Akcakaya

Kim Konuşuyor 

Bu çoğalan ve kesintiye uğramış söylemlerin varlığını bir kere kabul ettikten sonra, tabii ki Pandora’nın kutusunu açmış oluyoruz. “Tezler” vesairenin akademik retoriğindeki amaç kısmen, bu büyük ve neticede bilinmesi mümkün olmayan söylemler dünyasını, makul boyutlarda tutmaktır. Yoksa, bu konuda söylenmiş yada yazılmış olan her şeyi nereden bilebiliriz? Tez formülasyonu, erişebildiğim bütün kitap ve makaleler ve aynı zamanda muhatap aldığım akademik dünyada kullanmakta olduğunu tahmin edebildiklerim anlamına da gelmektedir. Fakat bu, kültürel emperyalizm hakkında herhalde söylenmiş olanların küçük bir kısmıdır. Ele alınmayanlarsa, zor yada az bilinmiş dillerde yazılmış yazılardır; gazete makaleleri, duvar sloganları, gösterilerde dağıtılan bildiriler gibi geçici şeylerdir ve insanların söyleyip de yazmadığı hemen hemen her şeyidir.

Bu durum, bütün akademik çalışmalar için geçerlidir ve akademik ve düşünsel tartışmalardaki biçimsel söylemin mevcut söylemlerden sadece biri olduğu böylece kabul edilmelidir ve bu söylemi eleştirmekte sınırsız bir “dil oyununa” girmiş oluruz. Fakat “kimin konuştuğu” konusu, kültürel emperyalizm bağlamında kendine mahsus bir hassasiyet arz eder. Çünkü bunun tartışılmasıyla kültürel emperyalizmin uygulamaya geçmesi tehlikesi vardır. Devamını Oku

Haddini Aşıp Hadsizlikte Kendini Kaybeden Benliğin İçine Düştüğü Tarifsizliğin Tarifi

25 Kasım 2015/1 Yorum/in Düşünce Yazıları, Seçme Denemeler/tarafından Ali Akcakaya

İnsanın kendini aşması bir marifettir ve taltifi hak eder. Aştığı benliğinin heybeti göz ardı edilse de insan kendini aştıkça biraz daha yücelir. İnsanın kendisini aşması, aşamalı olarak daha da güçleşir bu şekilde. Kişi kendisini aşmayı bir yerde bırakır ve bir kimlik edinir ve doğruya erişmiş sanır kendini. Halbuki doğru, kişi her kendini aştığında farklı bir surete bürünerek önüne aşması gereken yeni bir ben olarak dikilir.

Bir tekerrür halinde kişi kendini gerçekleştirir ve kendini bulma arayışı biteviye sürer. Ancak aciz olan insanın gücü bir yerde tükenir ve buraya kadar der. Çünkü hayat taşıması gereken bir yüktür ve insan arayışını o yüke rağmen ve gerçeğin o yükün içinde gizli olduğunu bilmesine rağmen sürdürür. Cevapları bir yük olarak sırtlanan insan, o cevapların sorularını kendi dışında arar. Çığ gibi büyüyen egosunu aşması ve onu ayaklarının altına alması kolay değildir. Gurur kırıcıdır insanın kendini aşarak kendini kendi gözünde hiçleştirmesi, hiçleştirebilmesi. İşte o insan bunu yapar ve ne yazık ki bu, ne bir marifettir ne de taltifi değer.

Genel kabule göre zaman kaybı olan arayış, elle tutulur bir kazanç sağlamaz insana! Peki o insan ne arar hala?

İnsana yaşaması için verilen ömrü o ömrü didik didik ederek anlamı arayarak geçirmesi ahmakçadır. İnsanın kendini aşması ya da kendini gerçekleştirmesi o insanın yaşamına elle tutulur bir değer katmıyorsa, ki genelde değer yargısı maddi boyuta hapsolan kalabalıkların nazarında yapılan anlamsız ve saçma bir uğraştır, neden o insan kendini dışında aramayı sürdürür?

Emeksiz elde edebileceğini düşünür güruh. Kendini aramak yerine ona işaret edilen yerde eliyle koymuş gibi bulur kendini ( bulduğunu sanır ) ve bir yığın kendini bulmuşla birlikte haşrolur. Aynı günahı işler onlar, aynı duaya amin derler. Aynı cennetin hayalini kurar, aynı cehennemden ödü kopar hepsinin. Cennetlerinde hep aynı iyiler cehennemlerinde ise hep aynı kafirler vardır. Tahayyül aynı, mantık aynı, ceset varlık bedenlerde bir örnektir. Hayatsa herkese aynı muameleyi yaparak aynılaşmış bir söylemin tutucu vahşiliğiyle ölüm denen beyhudeliğe sürükler hepimizi, işte en korkunç aynılık hikayenin başını sonunu ablukaya almıştır ya bu yüzden. Debelenmelerimizin asıl sebebi de farklılaşmayı umarken aynılaşmamızı kabullenemeyişimizdendir.

Beynimi parselleyen bu paradoks, insanın haddini bilmesi ile kendini aşması ikirciğinde hapsediyor beni. Bir yanım beni aşarken bir yanım haddimi bilmem gerektiğini öne sürerek kalakalıyor. Bir yanım aşkın olmanın farklılığında kendini ( bir anlamda gerçeğini ) ararken, öte yanım bir cüzamlı gibi teslimiyet çığlıkları atıp duruyor. Söylemimi sarmış çelişkinin asıl sebebi de budur.

Eylemime ket vuran ve sonuçlara muhtaç yargılarımın kötürüm tekerrürüne sirayet eden söylemime bakılırsa, nedenlere muhtaç olmayan sonlara bizi çeken anafor tek gerçeğimizdir.

İnsanın kendini aşarak haddine yaklaşması gerekirken kendini özgürlüğün kuralsızlığına yaklaştığını sanması bir yanılgıdır. Her kendini aşışında o insan biraz daha haddine yaklaştığını bilmesi, onu kavraması ve kabullenmesi gerekir. Aksi takdirde kişi kendini aşarak ulaşmayı umduğu kuralsızlığa kendi benliğini yitirerek varacaktır. Bu da o kişinin bahsinin burada sürdürülmesini bile anlamsız ve saçma hale getirir. O kişi haddinin arkasındaki dipsiz ve tanımsız özgürlükte kendini kaybedecektir. Bu kayıp mıdır, yoksa insanın ezelden de evvelinde kaybettiği bir bensiz hakikatin aşkın ve anlaması ve anlatması güç tecellisi mi?

Ali Akçakaya

ZAVALLILIK

14 Ekim 2013/in Düşünce Yazıları, Seçme Denemeler/tarafından Ali Akcakaya

yaptığınız işin değerli ve önemli olduğunu ispatlamak için diğerlerini karalamanız gerekiyorsa

her savaşın bir tarafı da sizseniz

ve o cephede hep iyiler varsa normal olarak!

yeniye karşı bitmez tükenmez kin güdüyor

eskiye de gönlünüz razı olmuyorsa

tanımadığınız insanların ölüm fermanını imzalamakta fazla tereddüt etmiyor

ve onların size benzeyerek doğru yolu bulacaklarını düşünüyorsanız

sorunları çözmek için çoğu zaman beyninize değil de kalbinize danışıyorsanız

yani anlamadan iman etmek zorundaysanız bir anlamda

yargılıyor ama mahkum edemiyorsanız

güçsüz olduğunuz zaman yerdiğiniz güç odağını, elde ettiğiniz anda zalimleşiyorsanız

Bu demek oluyor ki siz de ZAVALLISINIZ

ALİ AKÇAKAYA

Eric HOFFER / Kesin İnançlılar

07 Haziran 2012/in Düşünce Yazıları/tarafından Ali Akcakaya

* İnsanoğlu büyük adam olmak için hevesle doludur fakat bir gün anlar ki sadece küçük bir adamdır, mutlu olmak için hevesle doludur fakat bir gün anlar ki sadece mutsuzdur, mükemmel olmak için büyük hevesler taşır fakat bir gün anlar ki sadece kusurlarla doludur, insanlar tarafından sevilen ve sayılan bir kimse olmak için devamlı ümitler taşır fakat bir gün anlar ki kusurlarından dolayı sadece insanların hoşgörüsüne layık görülmektedir. İşte dışına çıkmaya imkan bulamadığı bu utanç duygusu o insanda kuvvetli bir adaletsizlik ve yıkma ihtirası yaratır çünkü bu durumda o kendisini kusurlarından dolayı mahkum eden ve bunun kabahatini kendisine yükleyen gerçeğe karşı bitmez tükenmez bir nefrete bürünmüştür. Devamını Oku

Başkaldıran bir entelektüel!Bilinmeyen yönleriyle Cemil Meriç

02 Ekim 2011/in Düşünce Yazıları, Seçme Bilimsel Yazılar/tarafından Ali Akcakaya

Başkaldıran bir entelektüel!Bilinmeyen yönleriyle Cemil Meriç-1
GİRİŞ

Doğu-BatI sorunu, sol-sağ kutuplaşması gibi konularda kendine has üslubuyla son derece önemli tespitler yapan Cemil Meriç, düşünce hayatımızın görmezden gelinmiş isimlerindendi. Bize kendi ‘fikirsel mağaralarımızın dışında’ bir evren olduğunu hatırlatırken sadece tek bir ‘mağara’ya, tek bir fikre, tek bir dünya görüşüne, tek bir siyasi yapıya değil, bütün “mağara”lara karşı olduğunu da vurguluyordu. Sathileşmeye ve kutuplaşmaya prim vermeyen Meriç’ten özellikle içinde bulunduğumuz dönüşüm çağında öğrenilecek çok şey var, en başta sorgulayabilmek ve hüküm verebilmek için diyaloğun, diyaloğu sürdürebilmek için de hoşgörünün şart olduğu… Okuyucular, siyasetbilimci Murat Yılmaz’ın hazırladığı bu yazı dizisinde büyük bir aydını hatırlayacak, onu ve fikirlerini biraz daha yakından tanıma fırsatı bulacaklar…

Devamını Oku

Seite 7 von 10«‹56789›»

Kategoriler

  • Düşünce Yazıları
  • Edebiyat Seçkisi
  • Fotoğraflar
  • Seçme Bilimsel Yazılar
  • Seçme Denemeler
  • Seçme Öyküler
  • Seçme Şiirler
  • Video Klipler

Etiketler

Abdülkadir YelerAli AkçakayaanlamAsaf Halet ÇelebiAtilla İlhanBehçet AysanCahit ZarifoğluCaner TaslamanCan YücelCelal SılayCemal SüreyaE. A. RauterEdip CanseverEnis BaturErci HofferErdem BeyazıtErgin GünçeFarid FarjadGazetecilikJ.L.Servan SchreiberJohn TomlinsonKaos TeorisiLevniMehmet AkifMevlanaMurat MenteşNazım HikmetNecip Fazıl KısakürekNeyzen TeyfikOktay RifatOlcay YazıcıOnat KutlarPablo NerudaRainer Maria RilkeRudyard KiplingSavina YannatouTamer SağırTimbalandZiyad Mararİlhan Berkİsmail Tokalatİsmail Uyaroğluİsmet ÖzelŞeyh GalipŞükrü Erbaş
:: Ali Akçakaya
  • Link to Rss this site
  • anasayfa
  • Kül
  • tez çalışmam
  • iletiş – contact
Scroll to top