Sancılı bir sürecin ve emek yoğun bir yaşamın en soluksuz yamacında zihninizin oksijeni, gülüşlerinizin, bakışlarınızın hatta ve hatta susuşlarınızın dahi en parlak rengidir okumak.
Bir mertebedir aynı zamanda, sürüye ve kitleye inat kendi açtığın patikadan, nesneler cehenneminden özneler cennetine giden yolda gönüllü hicret, bilinçli bir soyutlanma…
cehaletin esaretinden azad olmak isterken, istemeden düşünce hummasına tutulmak…
Köyden Kente Göçler ve Kurumsallaşmaya Giden Süreç
Türkiye’de son birkaç yılda gündemi işgal eden konulara bakıldığında, demokrasinin cumhuriyet tarihinde belki de ilk kez böylesine kapsamlı ve derinlemesine hesaba çekildiğini görüyoruz. Genel anlamda “demokratikleşme” olarak ifade edilen bu süreçte etnik, kültürel veya dini açılardan azınlık psikolojisine sahip olan gruplar üzerine bir takım politikalar üretiliyor. Kamuoyunda “açılım” olarak adlandırılan bu politikalar, bir anlamda onların mağduriyetinin giderilmesini ve bu ülkenin vatandaşı olan her bireyin bu bilince ve aidiyet duygusuna ulaşmasını, daha özet bir ifadeyle, bütün farklı renklerin ahenkle bir araya gelip bütünü oluşturduğu bir toplumsal yapının teşekkülünü hedefliyor.
Bu politikalar içerisinde şüphesiz ki hem muhatap alınacak kitlenin nüfus oranı bakımından hem de çözüme giden yolların karmaşıklığı bakımından Kürt açılımı (demokratik açılım) ve Alevi açılımı gerektirdiği hassasiyet bakımından ön plana çıkıyor. Devamını Oku
Musa dedi ki: Ey soru hesap gününün sahibi Tanrı, yapıp düzdün, neden yine bozar yıkarsın? Cana, canlar katan erler, dişiler yaratırsın… sonra bunları yıkar, mahvedersin; neden?
Tanrı dedi ki: Bu suali inkar yüzünden, yahut gafletle ve nefsine uyarak sormuyorsun, biliyorum. Yoksa hoş görmez, gazap eder, bu soru yüzünden seni incitirdim. Fakat bizim işlerimizdeki hikmetleri, varlık sırlarını araştırıyorsun… bunu bilip sonra da halka bildirmek ve her ham kişiyi bu suretle olgunlaştırmak istiyorsun. Sen bunu biliyorsun ama halka da bildirmek için sormaktasın.
Çünkü bu sual yarı bilgidir. Hiç bilmeyen, bu bilgiden dışarıda kalan bu soruyu soramaz. Sual de bilgiden doğar, cevap da… nitekim diken de toprakla sudan biter, gül de!
Hem sapıklık bilgiden olur, hem doğru yolu buluş… nitekim acı da rutubetten hasıl olur, tatlı da! Bu nefret ve sevgi, aşinalıktan gelir… hastalık da iyi gıdadan olur, kuvvet de!
Tanrı Kelim’i de, acemilere bu sırrı bildirmek, onları faydalandırmak için kendini acemi yaptı. Bizde kendimizi ondan daha acemi yapalım da bilmez gibi cevabını dinleyelim. Eşek satanlar, o satışın anahtarını elde etmek için birbirlerine adeta düşman olurlar, çekişir dururlar.
Tanrı buyurdu ki: Ey akıl sahibi Musa, madem ki sordun gel de cevabını duy.
Ey Musa, yere bir tohum ek de bunun sırrını anla, insafa gel! Musa tohum ekti, ekin bitti, kemale gelip başaklandı, güzelce, düzgünce yetişti… Orağı alıp biçmeye başladı. Gaybtan kulağına bir ses geldi: Devamını Oku
İki yıldız arası göğe asılı hamak…
Uyku, uyku… Zamansız ve mekansız, uyumak.
Uyumak istiyorum; başım bir cenk meydanı;
Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı.
İlgisizlik, herşeyden kesilmiş ilgisizlik;
Bilmeyiz ki, en büyük ilme denk bilgisizlik. Devamını Oku
Ben artık ne şairim, ne fıkra muharriri!
Sadece beyni zonk zonk sızlayanlardan biri!
Bakmayın tozduğuma meşhur Babıalide!
Bulmuşum rahatımı ben de bir tesellide.
Fikrin ne fahişesi oldum, ne zamparası! Devamını Oku