Ali Akçakaya
  • anasayfa
  • Kül
  • tez çalışmam
  • iletiş – contact
  • Click to open the search input fieldClick to open the search input fieldAra
  • MenuMenu

Archiv für die Kategorie: Edebiyat Seçkisi

Buradasınız:Anasayfa1/Edebiyat Seçkisi

seçme edebi eserler

Derya’dan Irak Balık Alıklığı

26 Ekim 2017/in Düşünce Yazıları, Edebiyat Seçkisi, Seçme Denemeler/tarafından Ali Akcakaya

Dekorlar yıkıp yerine simetriden uzak imajlar koyuyorum. Hayatımı ziyaret edenler, manasız objelerin gelişi güzel serpiştirilmesine bir anlam yüklemeye çalışıyor, yine yanılıyorlar. Sofraya bir tabak bir de bardak koyuyorum, tabağa beynimi, bardağa kanımı döküyorum. Kendimi yiyerek büyütüyorum gerçeği gözümde. Gözümü oydular belki, ben de gördüğümü tek gerçeğim sanıyorum. Kim bilir? Kim bilebilir ki Allah’ın bildiğini, varlığında dahi mutabık değiliz ki.

Sokağa çıkın milyonlarca insan kendisinden kaçıyor. Uçaklar, arabalar, yollar hep gerçeğinden kaçanlarla dolu. Her saat farklı birilerine randevuları var, yarına çıkmak zorundalar. Biletler, faturalar, çocuklar… Kalpleri boşa atmasın diye, aldıkları nefesten bile elektrik üretiyorlar. Efektif yaşamak zorundalar. Zira çok bilinçliler. Gözlerini dört açmışlar, rahat değiller, hayatları çok köşeli, haliyle dönelim derken virajı alamıyorlar.

En büyük sevinçlerin bile tadı kaçmış durumda. Zira yarından ödleri kopuyor. Ki o yarın geldi geçti, bu hal ödlerinin kopmuş hali. Bol bol fotoğraf çekiyorlar. Bol bol gülüyorlar. Ağlamak acizlik, ağlayan birini görünce kaçıyorlar. Zevk ü sefa ediyorlar güya ama kırıklar. İbadet de etmiyorlar, çağdışı edileli beri. Bir kısmı ediyor ama onlar da çok yoğunlar. Randevular, planlar programlar…

Konsere gidiyorlar, film izliyorlar, hayatın sırrını çözmüş adamları okuyorlar, ortada büyük bir leş var herkes oturmuş sofraya, afiyet olsun zıkkımlanıyorlar. Yaşlıları pek sevmiyorlar, Allah canlarını alsa da kurtulsalar. Çocukları seviyor gibiler ama hayat kolay değil; okullar, kreşler, aktiviteler, yarına yetişecekler, o yüzden yüzlerini göremiyorlar. İyi eğitilmiş ruhsuz ve piç bir nesil yani… Hızla büyüyorlar.

Kimse kimsenin yüzüne bakmıyor. Kimse kimse ile göz göze gelmiyor. Zira gözleri yüksekte, o yüzden düşünce iflah olamıyorlar. Kalkıp yürüseler de vicdanlarını yitirmiş haldeler. Gelene gidene çelme takıyorlar. Düşene de orospu deyip, küçük görüyorlar. Hâlbuki birbirlerini satıp payeler alarak hem orospu hem de pezevenk oluyor ama kendilerini beyefendi sanıyorlar. Nerden tutsan elinde kalıyor. Ellerini sürmeden yaşayayım desen ellerin bomboş kalıp hüzünleniyorsun ya, o da gelip oturuyor şurana.

Kalkıp gideyim diyorsun, sinende biriktirdiğin sıla hasreti, ilk adımla gelip çörekleniyor göğüs kafesine. Uzaklarda mutluluk hayalleri, bir vaha varmış orda, kim bilir serap belki. İkirciğinin makul gerekçeleri aklını kurcalıyor. Kimseye güvenecek halin yok, sırtında yüzlerce yara izi. Yarı yolda bırakıp gittiklerinin vebali omuzlarında, yanına aldıklarını tüketerek varacakmışsın gibi geliyor ama kürkçü dükkânına varıp postu seriyorsun orda.

Şüphe yok, ant olsun hüsrandasın. Vardım dediğin yere kanma! Yoktan var edeceğim diyecekler, ALDANMA! İsyan et! Var olmak hülyasına kapılma! Benlik iddiasında olma asla! Etrafını saran hayatı bırak yere usulca. Üstüne basıp ‘O’ hale eriş! Yeter kahrolma! Vardınsa, kal da görelim orda!


Ali Akçakaya

#ondörtgünyirmibirsaat

01 Haziran 2017/in Edebiyat Seçkisi, Seçme Şiirler/tarafından Ali Akcakaya

toplanın, anlatacaklarım var.
o, artık buraları okumuyor. hissediyorum.
nefretine tutunuyor çünkü iki eliyle sımsıkı.
aslında haklı,
sarmaşık gibi dolandıysa sevgi kalbine;
sık görülen bir durumdur hınçla koparıp atmak onları.

sizleri uyarmalıyım dostlarım;
bu ne bir şiir, ne bir deneme
sadece içimdeki karmaşanın kafiyeyle düzenlenme çabası.

ayrıldıktan sonra yalnızca #ondörtgünonsekizsaatyirmidakika ağladım.
yirmibirinci dakika tıraş oldum, yansımamı tokatladım.
biraz spor, biraz bakımla neler değişiyor inanamazsınız.
erkeğin en çekiçi yaşı için otuz derler;
sözün hakkını verir oldum, 
bir kadının aklını çelmek için yalnızca #otuzdakika uğraştım.

küfür etmemi oldum olası sevmiyordu.
ahmet ertegün, ray charles onu bıraktığı an ne hissediyordu?
çok da sikimde!?
nasıl olsa, ben seni unutalı yalnızca #birayaltıgünyirmibirsaat oldu

aslında her şey yolunda beyler, bayanlar
uzun süredir harcamayı unuttuğum tonla isimim var;
arat, müddet, kudret;
güven, onur, haysiyet.
daha saysam 99 tane olur da;
yalnız #yirmibeşgünonbirsaat öncesine kadar aklım anca bunlara mukayyet.

ancak sayın okuyucu,
o hırsına tutunmuş koparırken şiraz bağlarını;
durum bu yakada biraz farklı.
bir şato düşünün,
hah işte, o nasıl bir kabullenme!
sarmaşıklarla adeta barışık.
yıksa bile yavaş yavaş o heybetli duvarları, 
bir bahçevan yalnızca #ondörtgünyirmibirsaat uğraşsa onları ayırmayı,
yürek; “dur ulan!” der. “elleme!”
“elleme!”
“ellemesene be adam!”
“küçük bir ejderha geçmiş bak bu şatodan!”
her adım başı bol keseden anı saçmış.
onları yakmak için yaktığım ateş yalnız #beşgünbeşsaat önce sönmüş;
anlaşılan baya uzaklaşmış…

ey ahali!
uyanıkken her şeye bir çözüm var.
rakı, viski, bira, prozac, duman, insan…
yalnız bu rüyaların yapıldığı madde ne lan!?
kucağında bir bebek;
sarı kıvırcık, olsa olsa iki aylık…
köfte dudaklı,
gözleri çekik, annesi gibi,
bir ademoğlu ki biraz şişman belli,
yanaklar kırmızı, beyaz bir tende,
en ufak ayrıntısı gözümden gitmeyen…
söylemem gerek ki ben hiç çocuk sevmem;
karşılıklıdır tahminen.
ama kokusunu duydum ben onun; o kucağıma verirken…

sanırım yalnız #yirmibeş dakikadır hayatta en fazla sahiplendiğim,
fakat sahip olamadığım bir oğlan için ağlıyorum ben!
ama o kadar tatlı ki
bir görsen…

Ekşisözlük yazarı
Ahbebeğim

GÜVERCINLER

04 Ocak 2016/in Seçme Şiirler/tarafından Ali Akcakaya

Bir ağaç bir mezartaşını yutuyordu çarşıkapıda
“İçimizde kıpırdanırken İstanbul”
Bir çocuk mabedlerin susamışlığını satıyordu
Sesini hatırlayamadığımız bir su testisinde
Güneş sanki günahımızdı üstümüzde.
Devamını Oku

Haddini Aşıp Hadsizlikte Kendini Kaybeden Benliğin İçine Düştüğü Tarifsizliğin Tarifi

25 Kasım 2015/1 Yorum/in Düşünce Yazıları, Seçme Denemeler/tarafından Ali Akcakaya

İnsanın kendini aşması bir marifettir ve taltifi hak eder. Aştığı benliğinin heybeti göz ardı edilse de insan kendini aştıkça biraz daha yücelir. İnsanın kendisini aşması, aşamalı olarak daha da güçleşir bu şekilde. Kişi kendisini aşmayı bir yerde bırakır ve bir kimlik edinir ve doğruya erişmiş sanır kendini. Halbuki doğru, kişi her kendini aştığında farklı bir surete bürünerek önüne aşması gereken yeni bir ben olarak dikilir.

Bir tekerrür halinde kişi kendini gerçekleştirir ve kendini bulma arayışı biteviye sürer. Ancak aciz olan insanın gücü bir yerde tükenir ve buraya kadar der. Çünkü hayat taşıması gereken bir yüktür ve insan arayışını o yüke rağmen ve gerçeğin o yükün içinde gizli olduğunu bilmesine rağmen sürdürür. Cevapları bir yük olarak sırtlanan insan, o cevapların sorularını kendi dışında arar. Çığ gibi büyüyen egosunu aşması ve onu ayaklarının altına alması kolay değildir. Gurur kırıcıdır insanın kendini aşarak kendini kendi gözünde hiçleştirmesi, hiçleştirebilmesi. İşte o insan bunu yapar ve ne yazık ki bu, ne bir marifettir ne de taltifi değer.

Genel kabule göre zaman kaybı olan arayış, elle tutulur bir kazanç sağlamaz insana! Peki o insan ne arar hala?

İnsana yaşaması için verilen ömrü o ömrü didik didik ederek anlamı arayarak geçirmesi ahmakçadır. İnsanın kendini aşması ya da kendini gerçekleştirmesi o insanın yaşamına elle tutulur bir değer katmıyorsa, ki genelde değer yargısı maddi boyuta hapsolan kalabalıkların nazarında yapılan anlamsız ve saçma bir uğraştır, neden o insan kendini dışında aramayı sürdürür?

Emeksiz elde edebileceğini düşünür güruh. Kendini aramak yerine ona işaret edilen yerde eliyle koymuş gibi bulur kendini ( bulduğunu sanır ) ve bir yığın kendini bulmuşla birlikte haşrolur. Aynı günahı işler onlar, aynı duaya amin derler. Aynı cennetin hayalini kurar, aynı cehennemden ödü kopar hepsinin. Cennetlerinde hep aynı iyiler cehennemlerinde ise hep aynı kafirler vardır. Tahayyül aynı, mantık aynı, ceset varlık bedenlerde bir örnektir. Hayatsa herkese aynı muameleyi yaparak aynılaşmış bir söylemin tutucu vahşiliğiyle ölüm denen beyhudeliğe sürükler hepimizi, işte en korkunç aynılık hikayenin başını sonunu ablukaya almıştır ya bu yüzden. Debelenmelerimizin asıl sebebi de farklılaşmayı umarken aynılaşmamızı kabullenemeyişimizdendir.

Beynimi parselleyen bu paradoks, insanın haddini bilmesi ile kendini aşması ikirciğinde hapsediyor beni. Bir yanım beni aşarken bir yanım haddimi bilmem gerektiğini öne sürerek kalakalıyor. Bir yanım aşkın olmanın farklılığında kendini ( bir anlamda gerçeğini ) ararken, öte yanım bir cüzamlı gibi teslimiyet çığlıkları atıp duruyor. Söylemimi sarmış çelişkinin asıl sebebi de budur.

Eylemime ket vuran ve sonuçlara muhtaç yargılarımın kötürüm tekerrürüne sirayet eden söylemime bakılırsa, nedenlere muhtaç olmayan sonlara bizi çeken anafor tek gerçeğimizdir.

İnsanın kendini aşarak haddine yaklaşması gerekirken kendini özgürlüğün kuralsızlığına yaklaştığını sanması bir yanılgıdır. Her kendini aşışında o insan biraz daha haddine yaklaştığını bilmesi, onu kavraması ve kabullenmesi gerekir. Aksi takdirde kişi kendini aşarak ulaşmayı umduğu kuralsızlığa kendi benliğini yitirerek varacaktır. Bu da o kişinin bahsinin burada sürdürülmesini bile anlamsız ve saçma hale getirir. O kişi haddinin arkasındaki dipsiz ve tanımsız özgürlükte kendini kaybedecektir. Bu kayıp mıdır, yoksa insanın ezelden de evvelinde kaybettiği bir bensiz hakikatin aşkın ve anlaması ve anlatması güç tecellisi mi?

Ali Akçakaya

O Belde

09 Şubat 2015/in Edebiyat Seçkisi, Seçme Şiirler/tarafından Ali Akcakaya

Denizlerden
Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin.
Bilsen
Melal-i hasret ü gurbetle ufk-ı şama bakan
Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!
Ne sen,
Ne ben,
Ne de hüsnünde toplanan bu mesa, Devamını Oku

Seite 13 von 29«‹1112131415›»

Kategoriler

  • Düşünce Yazıları
  • Edebiyat Seçkisi
  • Fotoğraflar
  • Seçme Bilimsel Yazılar
  • Seçme Denemeler
  • Seçme Öyküler
  • Seçme Şiirler
  • Video Klipler

Etiketler

Abdülkadir YelerAli AkçakayaanlamAsaf Halet ÇelebiAtilla İlhanBehçet AysanCahit ZarifoğluCaner TaslamanCan YücelCelal SılayCemal SüreyaE. A. RauterEdip CanseverEnis BaturErci HofferErdem BeyazıtErgin GünçeFarid FarjadGazetecilikJ.L.Servan SchreiberJohn TomlinsonKaos TeorisiLevniMehmet AkifMevlanaMurat MenteşNazım HikmetNecip Fazıl KısakürekNeyzen TeyfikOktay RifatOlcay YazıcıOnat KutlarPablo NerudaRainer Maria RilkeRudyard KiplingSavina YannatouTamer SağırTimbalandZiyad Mararİlhan Berkİsmail Tokalatİsmail Uyaroğluİsmet ÖzelŞeyh GalipŞükrü Erbaş
:: Ali Akçakaya
  • Link to Rss this site
  • anasayfa
  • Kül
  • tez çalışmam
  • iletiş – contact
Scroll to top